Dünden Bugüne Ayakkabı

Bugün ayakkabılarımız olmadan dışarı adım atamayız, onlar bizim görünüşümüzde büyük söz sahibi parçalarımız. Aksesuardan çok daha öte bizi mutlu eden, yanlış seçimlerden dolayı huzursuz eden, tarzımızı yansıtan mecburiyetlerimiz… Peki, ilk ayakkabı nasıl çıktı ortaya, nasıl geldi o günden bugüne?  Tahmin edeceğiniz üzere korunma amaçlı kullanılan ilk ayakkabı,  düzleştirilmiş ot ve kaba derinin ayağa iplerle bağlanmasıyla ortaya çıkmıştı. Sandalet benzeri bu ayakkabı zamanla değişti, Mısır’da ilk ayakkabı ustaları yetişti. Islak kuma basılarak çıkarılan kalıplar, sandalete dönüştürüldü ve bunun için papirüs yaprakları kullanıldı. Bu sandaletleri süslemeli ve deri işlemeli uzun ayakkabılarıyla Yunanlılar takip etti.  Zaman geçtikçe ayakkabıcılık tüm Asya ve Avrupa’yı sardı. 17. yüzyılda çizme giyilmeye başlandı, ayakkabıların topukları yükseldi ve süslemeler çeşitlendi. Artık işçiler, Lordlar ve şövalyeler ayaklarındaki ayakkabılara göre ayırt ediliyordu. Kısaca sıcaktan, soğuktan, yaralanmalardan korunma amacıyla ortaya çıkan ayakkabı bir çeşit soyluluk göstergesi haline gelmişti.

 İlk Ayakkabı

Türklerde ayakkabı tarihine ait ilk kayıtlar 8. Yüzyılda Orhun yazıtlarında edik ismiyle rastlanmaktadır. Edik olarak anılan çizme modelli ayakkabı, zamanla kullanılan malzeme ve biçimlerine göre pabbuc,çapula, çizme, fotin, başmak isimleriyle anıldı. Deri işleme sanatında oldukça yetenekli olan Türkler ayakkabı ustalarına Babuccu adını verdiler. Özellikle dana derisi kullanılırken, soğuk havalarda ayakkabı içi kürk kaplandı. Ayakkabıcılık zamanla ustalık ve çıraklık ile sürdürülen bir el sanatı haline geldi. Oldukça önem verilen bu sanat esnaf localarında bir örgüt tarafından kontrol edilmeye başlandı. Küçük yaşta ustanın yanına verilen çırak yıllarca eğitim aldıktan sonra, ustanın izniyle kalfalığa yükseldi. Kalfalığa geçerken kalfa yemeği, ustalığa geçerken usta yemeği verilirdi.

Ayakkabı icadı ve tarihi hakkında bilgiye buradan ulaşabilrsiniz.

Babuccuların ürettiği ayakkabılara satanlara ise haffaf denildi, haffaf zamanla kavaf olarak değişti. Esnaf loncaları yıllara yenik düşse de, ayakkabı sanatçılığında usta çırak ilişkisi değerini yitirmedi. Sanayileşmenin etkisiyle sipariş usulü ayakkabı üretimi sona erdi ve ayakkabı üretimi makineleşme ile seri imalata geçiş yaptı. Bugün, eski yöntemlerle üretim yapan atölyeler varlığını sürdürmektedir. Ne kadar zor olsa da bu sanatı devam ettirmeye çalışan ustalarımız hala mevcut. Doğal dana derisi ile el yapımı örgülerle, usta çırak ruhunu yaşayan ve ayakkabı sanatından hatıraları yaşatan Nevzat Onay gibi.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.